top of page

Sürekli Herkesi Memnun Etmeye Çalışmak?


Doğal bir patikada yürüyen yüzü görünmeyen bir kişi, sürekli herkesi memnun etmeye çalışmanın ardından kendi ihtiyaçlarına yönelmeyi simgeliyor.


Hiç günün sonunda durup kendinize şu soruyu sordunuz mu?


“Bugün gerçekten ben ne istedim?”


Belki iş yerinde istemediğiniz hâlde fazladan bir sorumluluk aldınız.


Belki yorgun olmanıza rağmen bir arkadaşınızı kırmamak için onunla buluştunuz.


Belki de sadece karşınızdaki kişi üzülmesin diye “Hayır.” demek yerine yine “Tamam.” dediniz.


Ve günün sonunda fark ettiniz ki…


Bir kez daha kendi ihtiyaçlarınızı ertelemişsiniz.


Eğer bunlar size tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz.


Sürekli herkesi memnun etmeye çalışmak, birçok kişinin farkında olmadan içine girdiği bir ilişki örüntüsü olabilir. İlk bakışta bu durum nazik, anlayışlı ya da fedakâr olmak gibi görünebilir. Ancak kişi, başkalarının ihtiyaçlarını sürekli kendi ihtiyaçlarının önüne koymaya başladığında bu durum zamanla yorucu ve yıpratıcı hâle gelebilir.


Belki de bir süre sonra kendinizi sık sık şu düşünceler içinde bulabilirsiniz:


•⁠ ⁠“Neden hep ben alttan alıyorum?”

•⁠ ⁠“Neden herkesin yükünü ben taşıyorum?”

•⁠ ⁠“Ben istemediğim hâlde neden yine evet dedim?”

•⁠ ⁠“Başkalarını üzmemek için neden sürekli kendimden vazgeçiyorum?”


Bu noktada herkesi memnun etme ihtiyacı, yalnızca nazik biri olmakla ilgili değildir. Bazen sevilme isteği, reddedilme korkusu, eleştirilmekten kaçınma ya da çocuklukta öğrenilen ilişki biçimleri de bu davranışın sürmesine neden olabilir.


Peki neden bazı insanlar sürekli herkesi memnun etmeye çalışır? Bunun altında hangi psikolojik nedenler olabilir?



Sürekli Herkesi Memnun Etmeye Çalışmak Zamanla Hayatınızı Nasıl Etkileyebilir?


Sürekli herkesi memnun etmeye çalışmak, ilk bakışta çevrenizdeki insanlar tarafından olumlu bir özellik gibi görülebilir. Yardımsever, anlayışlı, fedakar ya da uyumlu biri olarak tanımlanabilirsiniz.


İlk bakışta olumlu gibi görünen bu davranış, zamanla kişinin kendisiyle olan ilişkisinide etkileyebilir. Çünkü başkalarının ihtiyaçlarına odaklanırken, kendi ihtiyaçlarınızı fark etmek giderek zorlaşabilir. Bir süre sonra ne istediğinizi, neye ihtiyacınız olduğunu ya da hangi konuda sınır koymak istediğinizi anlamakta zorlanabilirsiniz. Hatta zamanla kendi ihtiyaçlarınızı sürekli geri plana atmak, farkında olmadan alışkanlık hâline gelebilir. (Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığımız “Kendi İhtiyaçlarını Sürekli Geri Plana Atmak” başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.)


Örneğin istemediğiniz bir daveti kabul edebilir, iş yerinde kaldırabileceğinizden fazla sorumluluk alabilir ya da yalnızca karşınızdaki kişi üzülmesin diye sizi rahatsız eden bir durumu dile getirmeyebilirsiniz.


O an için her şey yolunda gibi görünse de zamanla içinizde yorgunluk, kırgınlık ve tükenmişlik birikmeye başlayabilir. Hatta bazen kendinizi “Neden hep ben fedakârlık yapıyorum?”, “Neden kimse benim ihtiyaçlarımı fark etmiyor?” ya da “Benim isteklerimin hiç mi önemi yok?” diye düşünürken bulabilirsiniz.


İşin bir başka zorlayıcı tarafı ise şudur: Sürekli başkalarını memnun etmeye çalıştığınızda, bir süre sonra bu davranış çevreniz tarafından fark edilen bir fedakârlık olmaktan çıkıp sanki sizin doğal sorumluluğunuzmuş gibi algılanabilir.


Siz hep anlayış gösteren, alttan alan ya da yardım eden kişi olduğunuzda insanlar zamanla buna alışabilir. Hatta bu davranışınız, kişiliğinizin değişmez bir parçasıymış gibi görülmeye başlanabilir. Bu nedenle gösterdiğiniz çabalar zamanla eskisi kadar fark edilmeyebilir ya da takdir edilmeyebilir. Çünkü insanlar, sürekli gördükleri davranışları bir süre sonra normal kabul etmeye başlayabilir.


Bu durum çoğu zaman insanların sizi önemsemediği anlamına gelmez. Çünkü çoğu zaman insanlar, sizin de yorulabileceğinizi, desteğe ihtiyaç duyabileceğinizi ya da bazen sizin de anlaşılmak istediğinizi hiç görmemiş olabilir. Siz sürekli kendi ihtiyaçlarınızı geri planda tuttuğunuzda, çevreniz de sizin desteğe ihtiyaç duyabileceğinizi fark etmeyebilir. Çünkü siz hep güçlü, hep idare eden ve hep veren kişi olarak görülmeye başlanmış olabilirsiniz.


Bu durum zamanla romantik ilişkileri, arkadaşlıkları ve aile ilişkilerini de etkileyebilir. Çünkü kişi çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını dile getirmediğinde, karşı taraf her şeyin yolunda olduğunu düşünebilir. Zamanla biriken kırgınlıklar ise ifade edilmediği için ilişkide mesafeye, sessiz öfkeye ya da tükenmişlik hissine dönüşebilir. Sağlıklı ilişkilerde yalnızca karşı tarafın değil, her iki kişinin de ihtiyaçlarının konuşulabildiği bir denge vardır.


Peki bazı insanlar neden farkında olmadan bu döngünün içine girer? Bunun altında hangi deneyimler ve öğrenilmiş ilişki biçimleri olabilir?



Sürekli Herkesi Memnun Etme İhtiyacının Altında Ne Olabilir?


Sürekli herkesi memnun etmeye çalışmak, çoğu zaman yalnızca kişinin karakteriyle açıklanabilecek bir durum değildir. Bu davranışın altında farklı yaşam deneyimleri, öğrenilmiş ilişki kurma biçimleri ve kişinin kendisiyle ilgili geliştirdiği bazı inançlar yer alabilir.


Her zaman olmasa da, bazı çocukluk yaşantıları bu davranışın gelişmesinde etkili olabilir.


Örneğin çocukluk döneminde duygularını ifade ettiğinde sık sık eleştirilen, ihtiyaçları yeterince fark edilmeyen ya da daha çok uyumlu olduğunda takdir gören bir çocuk, zamanla kendi ihtiyaçlarını geri planda tutmayı öğrenebilir. (Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi için “Kendi İhtiyaçlarını Sürekli Geri Plana Atmak” başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz.)


Bazı kişiler ise büyüdükleri ailede “Önce başkalarını düşünmelisin.”, “İnsanlar kırılmamalı.” ya da “İyi çocuk sorun çıkarmaz.” gibi açık ya da örtük mesajlar almış olabilir. Ya da kendi ihtiyaçlarını dile getirdiğinde “Sen de çok alıngansın.”, “Bunu da büyütme.” gibi ifadelerle karşılaşmış olabilir.


Bazen de çocuk, evde yaşanan gerginliklerin ortasında kalmış ve ortamın huzurlu olmasından kendisini sorumlu hissetmiş olabilir. Böyle durumlarda kişi, farkında olmadan başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymayı öğrenebilir.


Bu deneyimler herkeste aynı sonucu doğurmaz. Ancak bazı kişilerde zamanla şu düşünceler gelişebilir:


•⁠ ⁠“Hayır dersem bencil biri olurum.” (Bu düşünceyi ve sınır koymakta neden zorlandığımızı daha ayrıntılı ele aldığımız “Hayır Diyememek: Neden Sınır Koymak Bu Kadar Zor?” başlıklı yazım ilginizi çekebilir.)

•⁠ ⁠“Başkaları üzülürse bu benim suçum olur.”

•⁠ ⁠“Önce başkalarını mutlu etmeliyim.”

•⁠ ⁠“Herkes benden memnun olmalı.” (Bu düşünce zaman zaman onay görme ihtiyacıyla ilişkili olabilir. Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığımız “Sürekli Onay Arama İhtiyacı” başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.)


Bu düşünceler zamanla o kadar tanıdık hâle gelebilir ki kişi bunları sorgulamadan yaşamaya başlayabilir. Böylece sürekli herkesi memnun etmeye çalışmak, bilinçli bir seçimden çok otomatikleşmiş bir davranış biçimine dönüşebilir.



Bu Döngüyü Değiştirmek Mümkün mü?


Sürekli herkesi memnun etmeye çalıştığınızı fark etmek, çoğu zaman değişimin ilk adımıdır.


Çünkü birçok kişi yıllardır bu şekilde davrandığı için bunun kendi kişiliğinin değişmez bir parçası olduğunu düşünebilir. Oysa bazı davranışlar, zaman içinde farkında olmadan öğrenilmiş ilişki kurma biçimleri olabilir. Öğrenilmiş davranışlar ise fark edilebilir, sorgulanabilir ve zamanla değişebilir.


Elbette bu değişim bir anda gerçekleşmez.


Yıllardır kendi ihtiyaçlarını geri planda tutan biri için ilk kez “Hayır.” demek, sınır koymak ya da kendi isteğini dile getirmek başlangıçta zorlayıcı olabilir. Hatta suçluluk hissetmek ya da karşınızdaki kişinin vereceği tepkiden kaygılanmak da oldukça anlaşılabilir bir durumdur.


Terapi sürecinde amaç kişiyi bencil, duyarsız ya da yalnızca kendi ihtiyaçlarını düşünen biri hâline getirmek değildir.


Amaç; kişinin kendi ihtiyaçlarını da en az başkalarının ihtiyaçları kadar önemseyebilmesini, sınırlarını daha sağlıklı ifade edebilmesini ve ilişkilerinde daha dengeli bir yer edinebilmesini desteklemektir.


Bu süreçte kişi, yıllardır fark etmeden taşıdığı bazı inançları keşfetmeye başlayabilir. Başkalarının duygularından neden bu kadar sorumluluk hissettiğini, neden “Hayır.” demenin bu kadar zor geldiğini ya da neden kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelediğini daha iyi anlayabilir.


Bu farkındalık tek başına her şeyi değiştirmeyebilir. Ancak çoğu zaman değişimin en önemli adımlarından birini oluşturur.


Sonuç


Başkalarını önemsemek, empati göstermek ve yardımsever olmak elbette değerli özelliklerdir. Ancak bunu yaparken sürekli kendi ihtiyaçlarınızı geri planda bırakıyor, sınırlarınızı ihmal ediyor ve yalnızca başkalarının iyi olması için çabalıyorsanız, bir noktadan sonra siz de yorulabilirsiniz.


Unutmayın; sağlıklı ilişkiler yalnızca fedakârlık üzerine kurulmaz. Her iki tarafın da ihtiyaçlarının görülebildiği, duyguların ifade edilebildiği ve sınırların karşılıklı olarak saygı gördüğü ilişkiler çok daha sağlıklı ve sürdürülebilirdir.


Belki de asıl soru şudur:


Başkalarını memnun etmeye çalışırken, kendinizle olan ilişkinizi ne kadar ihmal ediyorsunuz?


Bu sorunun cevabı ilk anda kolay gelmeyebilir. Ancak bazen değişim, kendimize bu soruyu dürüstçe sormakla başlar.


Eğer bu yazıyı okurken kendinizden bir şeyler bulduysanız, bunu kendinizi eleştirmek için değil, kendinizi daha yakından tanımak için bir fırsat olarak görebilirsiniz.


Çünkü bazen en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, herkesi mutlu etmeye çalışmak değil; kendi ihtiyaçlarımızı da en az başkalarınınki kadar önemseyebilmeyi öğrenmektir.



Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışıyor, kendi ihtiyaçlarınızı geri planda bırakıyor ya da kendinize alan açtığınızda yoğun suçluluk hissediyorsanız, bu örüntülerin altında yatan nedenleri anlamak mümkün olabilir.


Terapi süreci yalnızca yaşadığınız zorlukları konuştuğunuz bir alan değil; kendinizi daha yakından tanıyabileceğiniz, ihtiyaçlarınızı fark edebileceğiniz ve ilişkilerinizde daha sağlıklı bir denge kurabilmeniz için birlikte keşfedebileceğimiz ve üzerinde çalışabileceğimiz bir süreçtir.





Bu yazı Klinik Psikolog Özge Yeşilova tarafından hazırlanmıştır. Kaygı bozuklukları, ilişki sorunları, travma ve duygusal zorluklar alanında bireysel psikoterapi ve online terapi hizmeti sunmaktadır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page