top of page

Duyguları Bastırmak: Neden Duygularımızı İfade Etmekte Zorlanırız?

16 Tem
7 dakikada okunur
Pencere önünde oturan ve dışarıyı izleyen bir kişinin, duyguları bastırma ve içsel farkındalık temasını yansıtan minimalist görseli.


Hiç üzgün olduğunuz hâlde “İyiyim.” dediğiniz oldu mu?


Ya da kırıldığınız bir durumda bunu dile getirmek yerine içinize attığınız…


Öfkelendiğiniz hâlde belli etmediğiniz…


Ağlamak istediğiniz hâlde gözyaşlarınızı tuttuğunuz…


Belki de zamanla ne hissettiğinizi bile anlamakta zorlandığınız…


Eğer bunlar size tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz. Birçok kişi zaman zaman duygularını ifade etmekte zorlanabilir ya da bazı duygularını bastırmayı tercih edebilir. Bazen bulunduğumuz ortam, bazen yaşadığımız deneyimler, bazen de öğrendiğimiz ilişki kurma biçimleri bunu etkileyebilir.


Aslında duyguları bastırmak, her zaman yalnızca üzüntüyü ya da öfkeyi gizlemek anlamına gelmez. Bazı kişiler zamanla duygularını ifade etmekte zorlandığını, hislerini içine attığını ya da ne hissettiğini anlamanın giderek zorlaştığını fark edebilir. Hatta bu durum uzun süre devam ettiğinde, bazı kişiler yalnızca zorlayıcı duygularını değil; sevinç, heyecan ve coşku gibi olumlu duygularını da eskisi kadar yoğun hissedemediklerini fark edebilir.


Peki duyguları bastırmak neden olur? Duygularımızı ifade etmekte neden zorlanırız? Ve bu durum zamanla hayatımızı, ilişkilerimizi ve kendimizle kurduğumuz ilişkiyi nasıl etkileyebilir?


Duyguları Bastırmak Ne Demektir?

Duyguları bastırmak, çoğu zaman duyguların tamamen ortadan kaybolması anlamına gelmez. Daha çok onları fark etmekte, kabul etmekte ya da ifade etmekte zorlanmakla ilgili olabilir.

Birçok kişi duyguları bastırmayı, yalnızca ağlamamak ya da öfkesini göstermemek olarak düşünür. Oysa duygusal bastırma, bundan çok daha farklı şekillerde ortaya çıkabilir.


Örneğin kişi üzüldüğünde "Boş ver." diyerek konuyu kapatabilir, öfkelendiğinde bunu dile getirmek yerine içine atabilir ya da yaşadığı hayal kırıklığını önemsememeye çalışabilir. Bazen de ne hissettiğini tarif etmekte zorlanabilir ve yalnızca "İyi hissetmiyorum ama nedenini bilmiyorum." diyebilir.


Ancak burada önemli bir ayrımı yapmak gerekir. Duyguları bastırmak ile duyguları düzenlemek aynı şey değildir.


Hayatın bazı dönemlerinde duygularımızı hemen ifade edemememiz oldukça doğal olabilir. Örneğin önemli bir toplantının ortasında yoğun bir üzüntü yaşadığımızda bunu daha uygun bir zamana erteleyebiliriz. Bu, duyguyu yok saymak değil; onu daha uygun koşullarda ele almayı tercih etmektir.

Duyguları bastırmak ise çoğu zaman duyguyla temas etmekten sürekli kaçınmak, onu fark etmemeye çalışmak ya da ifade etmek yerine uzun süre geri planda bırakmak anlamına gelebilir.


Bazen bu durum yalnızca duyguları ifade etmemek şeklinde görülmez. Bazı kişiler zorlayıcı duygularıyla karşılaşmamak için farkında olmadan kendilerini sürekli meşgul edebilir. Sürekli çalışmak, günün her anını dolduracak kadar plan yapmak, durmadan sosyal medyada vakit geçirmek, arka arkaya diziler izlemek ya da yalnız kaldığında hemen başka bir işle ilgilenmek buna örnek olabilir.


Elbette bu davranışlar tek başına duygularınızı bastırdığınız anlamına gelmez. Ancak bazı kişiler için bunlar, zorlayıcı duygularla karşılaşmaktan kaçınmanın bir yolu hâline gelebilir.


Bu nedenle duyguları ifade edememek, hislerini bastırmak ya da duygularını içine atmak her zaman aynı şekilde görünmeyebilir. Bazen sessiz kalmakla, bazen sürekli meşgul olmakla, bazen de ne hissettiğini anlamakta güçlük çekmekle kendini gösterebilir.


Peki duygularınızı bastırdığınızı nasıl anlayabilirsiniz? Günlük hayatta farkında olmadan yaptığınız hangi davranışlar, duygularınızla aranıza mesafe koyduğunuzu gösterebilir?



Duygularınızı Bastırdığınızı Nasıl Anlayabilirsiniz?


Duyguları bastırmak her zaman kolay fark edilen bir durum olmayabilir. Çünkü birçok kişi zamanla bu davranış biçimine alışır ve bunu kişiliğinin doğal bir parçası gibi görmeye başlayabilir.

Her zaman aynı şekilde ortaya çıkmasa da, aşağıdaki durumlar bazen duygularınızı ifade etmekte zorlandığınıza, hislerinizi bastırıyor olabileceğinize ya da duygularınızla aranıza mesafe koyduğunuza işaret edebilir.


Sürekli "İyiyim." demek


Üzgün, kırgın ya da öfkeli olmanıza rağmen çevrenize sürekli "İyiyim." dediğinizi fark edebilirsiniz. Zamanla bunu o kadar otomatik yapabilirsiniz ki, gerçekten nasıl hissettiğinizi kendinize bile sormamaya başlayabilirsiniz.


Ne hissettiğinizi tarif etmekte zorlanmak


Kimi zaman ortada sizi rahatsız eden bir şey olduğunu hissedersiniz ancak buna bir isim koyamazsınız.


"Canım sıkkın ama nedenini bilmiyorum."

"Bir şey var ama anlatamıyorum."

gibi cümleler kuruyor olabilirsiniz.


Duygularınızı ifade edememek, bazen yaşadığınız duyguyu hiç hissetmediğiniz anlamına değil; ona ulaşmakta ya da onu anlamlandırmakta zorlandığınız anlamına gelebilir.


Sürekli meşgul olma ihtiyacı hissetmek


Duyguları bastırmak her zaman sessiz görünmek değildir. Bazen sürekli meşgul olmak da duygularla baş başa kalmaktan kaçınmanın bir yolu olabilir.


Bazı kişiler durduklarında ya da yalnız kaldıklarında rahatsız hissedebilir. Bu nedenle farkında olmadan kendilerini sürekli meşgul etmeye çalışabilirler.


Sürekli çalışmak, günün her anını dolduracak kadar plan yapmak, durmadan sosyal medyada vakit geçirmek, arka arkaya diziler izlemek ya da yalnız kaldığında hemen başka bir işle ilgilenmek buna örnek olabilir.


Psikolojide bu tür davranışlar bazen kaçınma davranışları olarak da değerlendirilebilir. Kişi, zorlayıcı duygularla karşılaşmamak için farkında olmadan dikkatini sürekli başka şeylere yöneltebilir.

Elbette bu davranışlar tek başına duygularınızı bastırdığınız anlamına gelmez. Ancak bazı kişiler için bunlar, zorlayıcı duygularla karşılaşmaktan kaçınmanın bir yolu hâline gelebilir.


Ağlamakta ya da öfkenizi ifade etmekte zorlanmak


Zamanla üzülseniz bile ağlayamadığınızı ya da sizi rahatsız eden durumlarda öfkenizi ifade etmek yerine sessiz kalmayı tercih ettiğinizi fark edebilirsiniz.


Kimi zaman kişi yalnızca çevresindekilere değil, kendi duygularına karşı da mesafe koymaya başlayabilir.


Düşüncelerinizin içinde kaybolmak


Bazı durumlarda yaşadığınız olayları tekrar tekrar düşünebilir, ne yapmanız gerektiğini analiz edebilir ya da kendinizi sürekli sorgulayabilirsiniz.


Ancak bütün bu düşüncelerin arasında "Ben şu an gerçekten ne hissediyorum?" sorusuna cevap vermek zor gelebilir.


Duygular bazen beden üzerinden de kendini gösterebilir


Her zaman olmasa da, bazı kişiler duygularını fark etmekte ya da ifade etmekte zorlandıkları dönemlerde bunu daha çok bedensel olarak deneyimlediklerini fark edebilir.

Örneğin sürekli bir gerginlik hissi, boğazda düğümlenme, göğüste sıkışma ya da mide bölgesinde rahatsızlık hissi yaşayabilirler.


Elbette bu belirtilerin birçok farklı nedeni olabilir. Bu nedenle tek başına bu tür belirtiler, duygularınızı bastırdığınız anlamına gelmez. Ancak duygusal süreçlerle birlikte değerlendirilmesi faydalı olabilir.


Olumlu duyguları da eskisi kadar yoğun hissedememek


Her zaman olmasa da, bazı kişiler uzun süre duygularını bastırdıklarında yalnızca üzüntü ya da öfkeye değil; sevinç, heyecan ve coşku gibi olumlu duygularına da eskisi kadar kolay ulaşamadıklarını fark edebilir.


Eskiden keyif aldıkları şeylerden aynı keyfi alamadıklarını ya da hiçbir şeyin onları eskisi kadar heyecanlandırmadığını söyleyebilirler.


Hayat eskisi kadar kötü görünmeyebilir ama eskisi kadar keyifli de hissettirmeyebilir.

Bu örneklerden birini ya da birkaçını yaşıyor olmanız, mutlaka duygularınızı bastırdığınız anlamına gelmez. Ancak bu satırlarda kendinizden bir şeyler bulduysanız, duygularınızla kurduğunuz ilişkiye biraz daha yakından bakmak faydalı olabilir.


Peki bazı insanlar duygularını neden bastırır? Bunun altında hangi yaşam deneyimleri ya da öğrenilmiş ilişki biçimleri yer alabilir?


Duygularımızı Neden Bastırırız?


Pek çok kişi bir gün oturup "Artık duygularımı bastıracağım." diye karar vermez.


Çoğu zaman bu durum, yıllar içinde farkında olmadan öğrenilmiş bir başa çıkma biçimi hâline gelebilir.


Her insanın yaşam öyküsü farklıdır. Bu nedenle duyguları bastırmak neden olur? sorusunun tek bir cevabı yoktur. Ancak bazı yaşam deneyimleri, kişinin duygularını ifade etmekte zorlanmasına, hislerini geri planda tutmasına ya da zamanla duygularını bastırmayı öğrenmesine katkıda bulunabilir.


Çocuklukta duyduğumuz bazı mesajlar etkili olabilir


Her zaman olmasa da, bazı kişiler çocukluklarında duygularını ifade ettiklerinde yeterince anlaşılmadıklarını ya da kabul görmediklerini deneyimleyebilirler.


Örneğin;

"Abartıyorsun."

"Bunda üzülecek ne var?"

"Ağlama."

"Güçlü ol."

"Boş ver, geçer."

gibi cümleleri sık duymuş olmak, zamanla kişinin kendi duygularını ikinci plana atmasına neden olabilir.


Elbette bu ifadeleri duymuş herkes ilerleyen yaşamında duygularını bastırır diyemeyiz. Ancak bazı kişiler için bu deneyimler, duyguları ifade etmenin güvenli olmadığı yönünde bir öğrenmeye dönüşebilir.


Kabul görmek için duygularını geri plana atmayı öğrenmek


Bazı kişiler zamanla kabul görmek, eleştirilmemek ya da ilişkilerini koruyabilmek için kendi duygularını geri planda tutmayı öğrenebilir.


Üzüldüğünde bunu dile getirmemek, kırıldığında sessiz kalmak ya da rahatsız olduğu durumlarda kendi duygularını ifade etmek yerine karşı tarafın ihtiyaçlarına odaklanmak zamanla alışılmış bir ilişki kurma biçimi hâline gelebilir.


Bu nedenle, Sürekli Herkesi Memnun Etmeye Çalışmak, Kendi İhtiyaçlarını Sürekli Geri Plana Atmak, Hayır Diyememek ya da Sürekli Onay Arama İhtiyacı gibi davranışlar, bazı kişilerde duyguları ifade etmekte zorlanmayla birlikte görülebilir.


Duygularla baş etmek yerine onlardan uzaklaşmayı öğrenmek


Bazen kişi, zorlayıcı duygularını yaşamak yerine onlardan uzaklaşmanın daha güvenli olduğunu öğrenebilir.


Bu nedenle üzüldüğünde kendini işe verebilir, sürekli meşgul olabilir, sosyal medyada uzun süre vakit geçirebilir ya da dikkatini başka şeylere yöneltebilir.


Kısa vadede bu davranışlar rahatlatıcı gibi hissettirebilir. Ancak bazı kişiler için zamanla kaçınma davranışlarına dönüşebilir ve kişinin kendi duygularını fark etmesini ya da onlarla sağlıklı bir şekilde temas kurmasını zorlaştırabilir.


Zorlayıcı duygular hayatın doğal bir parçasıdır. Onları tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmayabilir. Ancak onları fark edebilmek, anlayabilmek ve sağlıklı yollarla ifade edebilmeyi öğrenmek; hem kendimizle hem de başkalarıyla kurduğumuz ilişkiyi zamanla değiştirebilir.

Belki de en önemlisi şudur: Duygularımızı bastırmayı zaman içinde öğrenebildiğimiz gibi, onları fark etmeyi ve ifade etmeyi de öğrenebiliriz.


Peki duyguları bastırmak yalnızca duygusal dünyamızı mı etkiler? Yoksa ilişkilerimizi, günlük yaşamımızı ve hatta kendimizle kurduğumuz ilişkiyi de etkileyebilir mi?


Bu Döngü Değişebilir mi?

Duygularını bastırdığını fark etmek, çoğu zaman değişimin ilk adımıdır.


Çünkü birçok kişi yıllardır bu şekilde yaşadığı için bunun kendi kişiliğinin değişmez bir parçası olduğunu düşünebilir. Oysa duyguları bastırmak, çoğu zaman zaman içinde öğrenilmiş bir başa çıkma biçimidir. Öğrenilmiş davranışlar ise fark edilebilir, sorgulanabilir ve zamanla değişebilir.

Elbette bu değişim bir anda gerçekleşmez.


Yıllardır üzüntüsünü içine atan, öfkesini ifade etmekten kaçınan ya da sürekli güçlü görünmeye çalışan biri için duygularını fark etmeye başlamak ilk zamanlarda zorlayıcı olabilir. Hatta bazı kişiler, duygularını ifade etmeye başladıklarında kendilerini suçlu, kaygılı ya da rahatsız hissedebilirler. Bu da oldukça anlaşılabilir bir durumdur.


Değişim, tüm duyguları kontrol etmek ya da sürekli iyi hissetmek anlamına gelmez.

Asıl amaç; duygularımızı bastırmadan onları fark edebilmek, ne anlatmak istediklerini anlayabilmek ve ihtiyaçlarımızı daha sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir.


Terapi sürecinde kişi, zamanla duygularını ifade etmekte neden zorlandığını, hangi durumlarda duygularını bastırmaya eğilim gösterdiğini ve bunun yaşamındaki etkilerini daha yakından keşfetme fırsatı bulabilir.


Bu süreçte amaç, kişiyi daha duygusal biri yapmak değildir. Amaç; duygularıyla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmesine, onları kabul edebilmesine ve yaşamının doğal bir parçası olarak görebilmesine destek olmaktır.


Belki de en önemlisi şudur: Duygularımızı bastırmayı öğrendiğimiz gibi, onları fark etmeyi ve ifade etmeyi de öğrenebiliriz.


Sonuç


Duygular bazen bize rahatsız edici gelebilir. Üzüntü, öfke, hayal kırıklığı ya da korku gibi olumsuz duyguları hissetmek istemeyebiliriz. Bu nedenle zaman zaman onları görmezden gelmeye ya da bastırmaya çalışabiliriz.


Ancak çoğu zaman duyguları bastırmak, onların tamamen ortadan kaybolduğu anlamına gelmez. Bazen yalnızca bir süreliğine geri planda kalmalarına neden olabilir.


Duygularımız ise bize yalnızca nasıl hissettiğimizi değil; neye ihtiyaç duyduğumuzu, sınırlarımızın nerede başladığını ve bizim için neyin önemli olduğunu da anlatır.


Belki de bu yazıyı okurken kendinizden bazı parçalar gördünüz.


Duygularınızı ifade etmekte zorlanıyor, hislerinizi sürekli içinize atıyor ya da uzun zamandır ne hissettiğinizi anlamakta güçlük çekiyorsanız, bunun altında yatan nedenleri anlamak mümkün olabilir.

Terapi süreci yalnızca yaşadığınız zorlukları konuştuğunuz bir alan değil; duygularınızı daha yakından tanıyabileceğiniz, ihtiyaçlarınızı fark edebileceğiniz ve kendinizle daha sağlıklı bir ilişki kurabilmeniz için birlikte çalışabileceğimiz bir süreçtir.



Bu yazı Klinik Psikolog Özge Yeşilova tarafından hazırlanmıştır. Kaygı bozuklukları, ilişki sorunları, travma ve duygusal zorluklar alanında bireysel psikoterapi ve online terapi hizmeti sunmaktadır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page