top of page

İlişkimden Ayrılmak İstiyorum Ama Ayrılamıyorum: Bir İlişkiden Kopmak Neden Bu Kadar Zor?

29 Haz
6 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 Eki


Peronda bekleyen trene binmeyen, arkadan görünen düşünceli bir kişi. İlişkimden ayrılmak istemesine rağmen ayrılamama duygusunu temsil eden metaforik görsel.


İlişkinizin size iyi gelmediğini biliyor olmanıza rağmen ayrılmakta zorlanıyor musunuz? Bir yanınız “Bu ilişki bitmeli” derken, diğer yanınız her seferinde bu karardan vazgeçiyor olabilir mi?


Belki de defalarca ayrılmayı düşündünüz, hatta karar verdiniz; ancak kendinizi yeniden aynı ilişkinin içinde buldunuz. Böyle bir durumda insanın kendisine sorduğu ilk sorulardan biri genellikle şudur:


“Madem bu ilişkide mutlu değilim, neden ayrılamıyorum?”


Bu sorunun cevabı her zaman “Çünkü onu hala seviyorum” kadar basit olmayabilir. Bir ilişkiyi bitirmeyi zorlaştıran şey bazen sevgi; bazen yalnız kalma korkusu, alışkanlık, suçluluk, belirsizlik ya da “Ya pişman olursam?” düşüncesidir. Bazen de kişi partnerinden çok, birlikte kurduğu hayattan ve geleceğe dair planlarından ayrılmakta zorlanır.


Üstelik ilişkiler yalnızca kötü anlardan oluşmaz. Tam ayrılmayı düşündüğünüz bir dönemde partnerinizin yeniden yakınlaşması, güzel zamanları hatırlamanız ya da “Belki bu kez değişir” diye düşünmeniz kararınızı yeniden sorgulamanıza neden olabilir.

Bu nedenle “İlişkimden ayrılmak istiyorum ama ayrılamıyorum” demek kendi içinde bir çelişki değildir. Bir ilişkinin size iyi gelmediğini fark etmek ile o ilişkide oluşmuş duygusal bağı koparabilmek aynı şey değildir.


Klinik Görüşmelerde Nasıl Görülür?


Danışanlarla yaptığım görüşmelerde sık gördüğüm şeylerden biri, ilişkiyi bitirmekte zorlanmanın herkeste aynı nedenle ortaya çıkmamasıdır. Dışarıdan bakıldığında benzer görünen “ayrılamıyorum” hali, herkes için oldukça farklı anlamlara gelebilir.


Bazen kişi ilişkisinin uzun süredir kendisine iyi gelmediğini bilir ama hala eski günlere dönülebileceğini düşünür. Partnerinin yeniden ilgi göstermesi, özür dilemesi ya da değişeceğini söylemesi bu umudu güçlendirebilir. Tam “artık bitirmeliyim” dediği bir dönemde ilişkide yeniden yakınlık oluştuğunda kararından vazgeçebilir. Bir süre sonra aynı sorunlar tekrar ortaya çıktığında ise kendisini yeniden ayrılığı düşünürken bulabilir.


Bazen de ayrılık düşünüldüğünde öne çıkan şey özlemden çok korkudur:


“Onsuz ne yaparım?”


“Tek başıma iyi olabilir miyim?”


“Ya ayrıldıktan sonra pişman olursam?”


Bu noktada kişi yalnızca ilişkiyi kaybetmekten değil, sonrasında ne olacağını bilmemekten de korkuyor olabilir. Bildiği ve alıştığı bir ilişkinin içinde kalmak, iyi gelmese bile, nasıl olacağını bilmediği bir hayatla karşılaşmaktan daha güvenli hissettirebilir.


Bazı kişilerde ise ayrılık düşüncesi kişinin kendisiyle ilgili daha eski yaralara dokunur.


“Bir daha beni kim sever?”,“Belki de sorun gerçekten bendedir”, “Benden daha iyisini bulur” gibi düşünceler ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda ilişkiyi kaybetmek yalnızca partneri kaybetmek değildir. Kişinin kendisiyle ilgili zaten taşıdığı olumsuz düşüncelerini de harekete geçirebilir.


Üstelik bütün bunların tek tek yaşanması gerekmez. Kişi partnerini hala seviyor olabilir, güzel zamanlarına özlem duyabilir, değişeceğine dair umudunu koruyabilir ve aynı zamanda yalnız kalmaktan korkabilir. Bu nedenle bir ilişkiyi bitirmekte zorlanmak çoğu zaman tek bir nedene indirgenemez.


İlişkiyi bitirmekte zorlanmak, her zaman o ilişkinin sürdürülmesi gerektiği anlamına gelmediği gibi; ayrılmayı düşünmek de o ilişkide hiç sevgi olmadığı anlamına gelmez.


Bir İlişkiyi Bitirmeyi Neler Zorlaştırır?


Bir ilişkiyi bitirmek çoğu zaman yalnızca “devam etmeli miyim, etmemeli miyim?” diye düşünüp bir karar vermekten ibaret değildir. Çünkü ayrılık yalnızca bir kişiden uzaklaşmak anlamına gelmez. Birlikte geçirilen yıllar, oluşan alışkanlıklar, ortak planlar ve geleceğe dair kurulan hayaller de bu kararın bir parçasıdır.


Bu nedenle bazen insan ilişkinin kendisine iyi gelmediğini açıkça görürken bile ayrılık düşüncesi karşısında geri adım atabilir. Özellikle uzun süren ilişkilerde kişi yalnızca partnerine değil, ilişkinin hayatındaki yerine de alışır. Gün içinde konuşulan kişi, hafta sonu yapılan planlar, birlikte gidilen yerler, ortak arkadaşlar, hatta küçük rutinler bile zamanla hayatın doğal bir parçası haline gelir. Ayrılık düşünüldüğünde bütün bu düzenin değişecek olması, ilişkinin kendisinden bağımsız olarak da kaygı yaratabilir.


Bir başka zorlayıcı nokta, ilişkinin yalnızca kötü anlardan oluşmamasıdır. İlişkide yaşanan sorunlar ne kadar yorucu olursa olsun, arada güzel zamanların olması oldukça doğaldır. Kişi ayrılığı düşündüğünde bazen yaşadığı hayal kırıklıklarından çok bu anıları hatırlamaya başlayabilir:


“Ama birlikte çok güzel zamanlarımız da oldu.”“Eskiden böyle değildik.”“Belki yeniden eskisi gibi olabiliriz.”


Böyle düşünmek kişinin yaşadığı sorunları görmediği anlamına gelmez. Ancak geçmişte iyi olan şeylerin yeniden mümkün olabileceğine dair umut, ayrılık kararını zorlaştırabilir.


Tam Ayrılacakken Neden Kararımdan Vazgeçiyorum?


Bazen bu kararsızlık ilişkinin kendi içinde tekrar eden bir döngüye dönüşebilir. Sorunların yoğunlaştığı bir dönemde kişi “Artık yapamıyorum, ayrılmak istiyorum” diye düşünür. Ancak partnerinin yeniden yakınlaşması, daha ilgili davranması, özür dilemesi ya da değişeceğini söylemesiyle birlikte hisleri değişebilir. O anda ilişki yeniden mümkün görünmeye başlayabilir.

Bir süre sonra eski sorunlar tekrar ortaya çıktığında ise kişi yeniden aynı noktaya gelir. Böylece ayrılmayı düşünme, yeniden umutlanma, ilişkiye devam etme ve tekrar hayal kırıklığı yaşama arasında gidip gelebilir.


Bu noktada kişinin kendisine yalnızca “Neden bir türlü ayrılamıyorum?” diye sorması yerine, “Ayrılmaya karar verdiğimde ne oluyor da kararım değişiyor?” sorusuna da bakması önemli olabilir.


Ya Ayrılırsam ve Pişman Olursam?


Ayrılığı zorlaştıran düşüncelerden biri de yanlış karar verme korkusudur. Kişi bazen ayrılmadan önce kararından tamamen emin olmak ister. İlişkiyi bitirirse hiçbir zaman özlemeyeceğinden, pişman olmayacağından ya da geri dönmek istemeyeceğinden emin olmaya çalışabilir. Fakat ilişkilerle ilgili kararlarda böyle bir kesinliğe ulaşmak her zaman mümkün değildir.


Ayrılık sonrasında üzülmek, özlemek veya zaman zaman verilen kararı sorgulamak da mümkündür. Bunların yaşanabilecek olması, tek başına verilen kararın yanlış olduğunu göstermez. Yine de kişi bu duyguları yaşamaktan korktuğunda, mevcut ilişkide kalmak daha güvenli gelebilir.


Belirsizlik de tam burada devreye girer. İyi gelmeyen bir ilişki bile zamanla tanıdık ve öngörülebilir hale gelebilir. Ayrılık ise sonrasında ne olacağı bilinmeyen yeni bir dönemin başlangıcıdır. Bazı insanlar için bilinen bir mutsuzluk, bilinmeyen bir gelecekten daha az kaygı verici olabilir. Özellikle belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmak, ayrılık kararının sürekli ertelenmesine ya da kişinin kararından tekrar tekrar şüphe etmesine neden olabilir.



İlişkiye Verilen Emek de Ayrılmayı Zorlaştırabilir


“Bu kadar yılı çöpe mi atacağım?” düşüncesi de ayrılık kararında sık karşılaşılan düşüncelerden biridir.

Bir ilişkiye yıllar boyunca zaman, emek ve duygu verilmiş olabilir. Birlikte bir gelecek düşünülmüş, planlar yapılmış, belki birçok zorluk birlikte aşılmıştır. Bu nedenle ilişkiyi bitirmek bazen yalnızca bugünkü ilişkiden vazgeçmek değil, kişinin yıllardır yatırım yaptığı bir gelecekten de vazgeçmesi gibi hissedilebilir.


Ancak geçmişte ilişkiye çok şey vermiş olmak ile ilişkinin bugün nasıl olduğunu değerlendirmek aynı şey değildir. Kişinin bugünkü ihtiyaçlarına, sınırlarına ve ilişkide nasıl hissettiğine de bakabilmesi önemlidir.


Bağlanma Örüntüleri Ayrılmayı Etkileyebilir mi?


Bazı kişiler için ilişkide yaşanan uzaklaşma veya ayrılık ihtimali çok daha yoğun bir tehdit gibi hissedilebilir. Özellikle terk edilme ve reddedilmeye karşı hassasiyet olduğunda, ilişkiyi bitirmek yalnızca sevilen bir kişiden ayrılmak değil; yalnız kalmak, sevilmemek ya da bir daha benzer bir yakınlık kuramamak anlamına gelebilir.


Bu durumda kişi ilişkisinde uzun süredir zorlanıyor olsa bile, bağın kopması düşüncesi yoğun kaygı yaratabilir. Partner uzaklaştığında ona daha fazla yaklaşmak, ilişkiyi kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarını geri plana atmak ya da sorunları olduğundan daha hızlı çözmeye çalışmak gibi davranışlar görülebilir.


Bu örüntüler herkeste aynı şekilde ortaya çıkmaz. Ayrılık ihtimalinin neden bu kadar yoğun bir kaygı yarattığını anlamaya çalışırken kişinin ilişkilerde nasıl bağ kurduğuna bakmak da önemli olabilir.


Geçmiş Yaşantılarla İlişkili Olabilir Mi?


Bir ilişkiden ayrılmakta zorlanırken yalnızca bugünkü ilişkiye değil, kişinin yakın ilişkilerde nelerden korktuğuna ve kendisiyle ilgili hangi düşüncelerin harekete geçtiğine de bakmak gerekebilir.


Örneğin ayrılık ihtimali bazı kişilerde yalnızca bir ilişkinin sona ermesi anlamına gelmez. Terk edilmek, yalnız kalmak, sevilmemek ya da yeterince değerli olmadığını hissetmek gibi daha eski ve tanıdık duyguları da beraberinde getirebilir.


Geçmiş ilişkilerde yaşanan kayıplar, reddedilme deneyimleri ya da çocukluk döneminde yakınlık kurulan kişilerle yaşanan ilişkiler; kişinin bugün yakınlık, ayrılık ve kayıp karşısında nasıl hissettiğini etkileyebilir.


Ancak burada tek bir geçmiş deneyimden yola çıkarak bugünkü ilişkiyi açıklamak doğru olmaz. Aynı deneyimi yaşayan iki kişi, yetişkinlikte ilişkilerini oldukça farklı şekillerde yaşayabilir.

Bazen asıl dikkat edilmesi gereken, ayrılık ihtimali ortaya çıktığında kişinin kendisine ne söylediğidir:


“Bir daha kimse beni böyle sevmez.”

“Benden daha iyisini bulacak.”

“Tek başıma kalırsam baş edemem.”

“Demek ki yine yeterli olamadım.”


Bu düşünceler ayrılığı yalnızca sevilen bir kişiyi kaybetmek olmaktan çıkarıp, kişinin kendi değeriyle ilgili bir meseleye dönüştürebilir. Böyle olduğunda ilişki iyi gelmese bile ondan uzaklaşmak çok daha zor hissedilebilir.


Terapi Bu Süreçte Nasıl Yardımcı Olur?


Terapiye başvururken kişinin aklındaki sorulardan biri bazen oldukça nettir:


“Bu ilişkiden ayrılmalı mıyım?”


Ancak terapinin amacı kişi adına bu kararı vermek ya da ona “ayrıl” veya “devam et” demek değildir. Burada asıl amaç, bu kararı vermeyi zorlaştıran şeyleri birlikte anlayabilmektir.


İlişkide gerçekten ne yaşıyor? İlişkinin içinde kalmasına ne sebep oluyor? Partnerini kaybetme düşüncesi hangi korkuları harekete geçiriyor? Yalnız kalmaktan mı, pişman olmaktan mı, karşı tarafı üzmekten mi yoksa yanlış bir karar vermekten mi korkuyor?


Bazen de kişinin ilişkide tekrar tekrar benzer bir döngünün içinde kaldığı görülür. Ayrılmayı düşünüp partner yeniden yakınlaştığında vazgeçmek, ilişkiyi kaybetmemek için kendi sınırlarından geri çekilmek ya da yaşanan sorunları görmesine rağmen “belki değişir” düşüncesine tutunmak bunlardan bazıları olabilir.


Terapi sürecinde amaç yalnızca “Bu ilişki devam etmeli mi?” sorusuna cevap bulmak değildir. Kişinin ilişkide kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve duygularını daha iyi fark edebilmesi; korku, suçluluk ya da yalnız kalma kaygısının kararları üzerindeki etkisini görebilmesi de önemlidir.

Böylece karar yalnızca o anki yoğun duygunun içinden değil, kişinin kendisini ve ilişkisini daha bütünlüklü görebildiği bir yerden değerlendirilebilir.



Bu yazı Klinik Psikolog Özge Yeşilova tarafından hazırlanmıştır. Yetişkinlerle kaygı, ilişki ve bağlanma sorunları, özdeğer, travmatik yaşantılar ve duygusal zorlanmalar üzerine online bireysel terapi çalışmaları yürütmektedir. Online görüşmelere Türkiye’den ve yurt dışından katılım sağlanabilir.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page