Belirsizliğe Tahammül Edemiyorum: Belirsizlik Neden Bu Kadar Kaygı Yaratıyor?
- Psikolog Özge Yeşilova
- 24 Haz
- 6 dakikada okunur

Bir mesaj attıktan sonra telefonunuzu defalarca kontrol ediyor, iş görüşmesinin sonucunu öğrenene kadar başka hiçbir şeye odaklanamıyor ya da doktorunuz "Sonuçlar çıkınca konuşuruz." dediğinde zihniniz günlerce aynı konuyla meşgul olmaya devam ediyor mu?
Belki de siz de zaman zaman "Belirsizliğe tahammül edemiyorum." diye düşünüyor olabilirsiniz. Aslında bunun altında çoğu zaman belirsizlik karşısında yoğun kaygı ve kesinlik arayışı yatar.
Belki de sizi en çok zorlayan şey yaşanacak olayın kendisi değil, henüz ne olacağını bilmiyor olmaktır.
Çoğu insan belirsizlikten hoşlanmaz. Ancak bazı kişiler için belirsizlik yalnızca rahatsız edici bir durum değildir; yoğun kaygı yaratan ve zihni sürekli meşgul eden bir deneyime dönüşebilir. Bu nedenle zihin, kesin bir cevaba ulaşabilmek için tekrar tekrar düşünmeye, araştırmaya, kontrol etmeye veya çevresinden güvence almaya başlayabilir.
İlk bakışta bu davranışlar kişiyi rahatlatıyormuş gibi görünür. Ancak çoğu zaman yalnızca kısa süreli bir rahatlama sağlar ve belirsizliğe tahammül etmeyi daha da zorlaştırır.
Peki belirsizliğe tahammül edememek neden ortaya çıkar ve yaşamımızı nasıl etkileyebilir?
Belirsizliğe Tahammül Edememek Ne Anlama Gelir?
Belirsizliğe tahammül edememek, gelecekte ne olacağını bilememe durumunun kişide yoğun huzursuzluk yaratmasıyla ilişkilidir. Bu kişiler için en zorlayıcı olan şey çoğu zaman olumsuz bir sonuç değildir. Asıl zorlayıcı olan, sonucun henüz belli olmamasıdır.Çünkü belirsizlik, zihin tarafından çözülmesi gereken bir problem gibi algılanabilir. Zihin bu belirsizliği ortadan kaldırabilmek için sürekli yeni ihtimaller üretmeye, olası senaryoları değerlendirmeye ve kesin bir cevap bulmaya çalışır.
Bu nedenle kişi çoğu zaman rahatlamak için düşünmeye devam eder. Oysa paradoks tam da burada başlar. Düşündükçe rahatlayacağını sanırken, zihni yeni sorular üretmeye devam eder.
Bazı kişiler bunu şu düşüncelerle deneyimler:
"Yeter ki ne olacağını bileyim."
"Beklemekten nefret ediyorum."
"Belirsizlik beni çok yoruyor."
"En kötüsünü bilsem bile buna katlanabilirim."
"Bilmediğim sürece rahatlayamıyorum."
İlk bakışta bu düşünceler kişiyi hazırlıklı tutuyormuş gibi görünse de zamanla kişi, belirsizlikle karşılaştığı her durumda aynı döngünün içine girebilir.
Klinik Görüşmelerde Nasıl Görülür?
Bazı danışanlarda ortak gözlemlediğim noktalardan biri, kişilerin çoğunun yaşanacak olaydan çok bekleme sürecinden zorlanıyor olmasıdır.
Örneğin bir danışan, yaptığı iş başvurusunun sonucunu beklerken gün içinde defalarca e-postasını kontrol ettiğini ve başka hiçbir işe odaklanamadığını anlatabilir.
Bir başka danışan, yaptırdığı kan tahlilinin sonucu çıkana kadar internette sürekli araştırma yaptığını, okudukça daha fazla kaygılandığını ancak yine de araştırmayı bırakamadığını fark edebilir.
Bazıları ise yanlış karar vermekten korktuğu için aynı konu üzerinde günlerce düşünüp karar vermeyi erteleyebilir. Karar verdikten sonra bile bu kez "Acaba doğru kararı mı verdim?" düşüncesi zihnini meşgul etmeye devam edebilir.
İlişkilerde ise kişi partnerinin davranışlarını sürekli analiz etmeye başlayabilir. Normalden biraz geç gelen bir mesaj, kısa bir cevap ya da belirsiz bırakılmış bir konuşma zihninde uzun süre dönüp durabilir. Burada kişiyi zorlayan çoğu zaman mesajın kendisi değil, ne anlama geldiğini kesin olarak bilememektir.
Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise şudur: Bazı danışanlar, olumsuz bir sonucu öğrenmenin bile beklemekten daha kolay olduğunu ifade ederler. Çünkü belirsizlik sürdükçe zihin yeni ihtimaller üretmeyi bırakmaz. Aslında ortak nokta çoğu zaman yaşanan olay değildir. Ortak nokta, zihnin belirsizliği tolere etmekte zorlanmasıdır.
Bu nedenle kişi yaşadığı kaygının asıl nedeninin belirsizlik olduğunu fark etmeyebilir. Çoğu zaman problemi işte, ilişkide ya da sağlıkta zanneder. Oysa değişen konu olsa da değişmeyen şey, zihnin belirsizliği tehdit olarak algılama eğilimidir.
Neden Oluşur?
Belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmanın tek bir açıklaması yoktur. Bazı bireyler doğuştan daha hassas bir sinir sistemine sahip olabilirken, bazıları yaşamları boyunca karşılaştıkları deneyimler nedeniyle kontrol edemedikleri durumları daha riskli olarak değerlendirmeyi öğrenmiş olabilir.
Klinik gözlemlerimde sık karşılaştığım örüntülerden biri, kişilerin aslında belirsizliğin kendisinden çok, onun yarattığı içsel gerginliği ortadan kaldırmaya çalışmalarıdır.
Bu yüzden zihin çoğu zaman şu tür düşünceler üretir:
“Bunun sonucu ne olacak?”
“Yanlış bir seçim yapmış olabilir miyim?”
“İşler planladığım gibi gitmezse ne olur?”
“Bunu önceden kestirmenin bir yolu yok mu?”
Bu düşünceler, belirsizliği azaltma çabasının bir parçasıdır. Ancak hayatın büyük bir bölümü netlikten uzaktır. Bu nedenle kişi cevap aradıkça zihni yeni ihtimaller üretmeye devam edebilir.
Bir diğer dikkat çekici nokta ise belirsizliğin içeriğinin zamanla değişebilmesidir.
Bir dönem sağlıkla ilgili kaygılar ön plandayken, başka bir dönemde iş, ilişkiler ya da gelecek planları aynı huzursuzluğu yaratabilir.
Aslında değişen çoğu zaman konu değildir. Bu nedenle zihin, hangi konu gündemdeyse onu çözmeye çalışır. Ancak konu değişse bile zihnin çalışma biçimi aynı kalır. Değişmeyen şey, zihnin belirsizliği tehdit olarak yorumlama eğilimidir.
Geçmiş Yaşantılarla İlişkili Olabilir Mi?
Bu durum her zaman çocukluk deneyimlerine dayanmaz. Ancak bazı yaşantılar kişinin belirsizlik karşısındaki tepkilerini şekillendirebilir.
Örneğin;
Ev ortamında sık sık öngörülemeyen durumların yaşanması,
Güven duygusunun istikrarlı olmaması,
Hata yapmanın yoğun şekilde eleştirildiği bir ortamda büyümek,
Yaşına göre fazla sorumluluk üstlenmek,
Hastalık, kayıp ya da zorlayıcı yaşam olaylarıyla erken yaşta karşılaşmak,
kişinin kontrol edemediği durumları daha tehdit edici algılamasına zemin hazırlayabilir.
Bazı kişiler ise belirgin bir travma yaşamamış olsa bile, çocukluklarında sürekli “Dikkatli ol.”, “Her ihtimali düşün.” ya da “Tedbiri elden bırakma.” gibi mesajlarla büyümüş olabilir.
Bu tür mesajlar zamanla zihnin belirsizliği doğal bir süreç olarak değil, çözülmesi gereken bir sorun olarak görmesine neden olabilir.
Elbette bu deneyimleri yaşayan herkes aynı şekilde etkilenmez. Ancak bazı kişiler için bu yaşantılar, zaman içinde gelişen baş etme biçimlerini etkileyebilir.
Günlük Hayatta Nasıl Görünebilir?
Belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmak yalnızca zihinsel süreçlerle sınırlı değildir. Günlük yaşamda da çeşitli davranışlarla kendini gösterebilir.
Örneğin;
Mesajınıza cevap gelmediğinde sık sık telefonu kontrol etmek,
Bir sağlık sonucu beklerken sürekli internetten araştırma yapmak,
Karar vermekte zorlanıp aynı konuyu tekrar tekrar düşünmek,
Geciken bir e-postayı farklı senaryolarla yorumlamak,
Önemli kararları sürekli ertelemek,
Birinin “Sonra konuşuruz.” demesi üzerine gün boyu bunun anlamını düşünmek,
Sürekli başkalarının görüşünü alarak emin olmaya çalışmak,
bu durumun günlük hayattaki yansımalarından bazılarıdır.
Sıkça gözlemlediğim bir diğer durum ise kişinin yalnızca kaygıdan değil, zihnini sürekli sakinleştirmeye çalışmaktan da yorulmuş olmasıdır. Çünkü zihin sürekli bir netlik arayışı içindedir.
Bazı kişiler belirsizliği azaltabilmek için aynı soruyu farklı kişilere tekrar tekrar sorabilir, internette uzun süre araştırma yapabilir veya verdiği kararı defalarca gözden geçirebilir. Bir cevap bulunduğunda kısa süreli bir rahatlama yaşanır. Ancak bu rahatlama kalıcı olmaz ve kısa süre sonra yeni bir belirsizlik ortaya çıkar.
Bu döngü tekrarlandıkça kişi yalnızca kaygıdan değil, sürekli düşünmekten ve kontrol etmeye çalışmaktan da tükenebilir.
Bu döngü hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz Overthinking (Sürekli Düşünmek) Nedir?, Her Şeyi Kontrol Etme İhtiyacı Nedir? ve Sürekli Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissediyorum başlıklı yazılarımı inceleyebilirsiniz.
İlişkileri Nasıl Etkileyebilir?
Belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmak, kişilerarası ilişkilerde de kendini gösterebilir.
Örneğin, partnerinden gelen kısa bir mesajın arkasındaki anlamı uzun süre düşünmek, ilişkinin geleceğiyle ilgili netlik aramak ya da karşı tarafın ne hissettiğini kesin olarak bilmek istemek bu duruma örnek olabilir.
Bazı kişiler ise karşı tarafın duygularından emin olabilmek için sık sık güvence arayabilir.
“Bana kırgın mısın?”
“Aramız iyi mi?”
“Beni hâlâ seviyor musun?”
Bu soruların temelinde çoğu zaman kontrol etme isteğinden ziyade, belirsizliği azaltma ihtiyacı yer alır. Ancak alınan cevap çoğu zaman uzun süre yeterli olmaz. Çünkü sorun cevabın içeriğinden çok, zihnin kesinlik arama ihtiyacıdır. Kişi kısa süreli rahatladıktan sonra zihin yeniden kesinlik aramaya başlayabilir. Bu nedenle sorun çoğu zaman verilen cevap değil, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmaktır.
Bu örüntü bazı kişilerde Kaygılı Bağlanma Nedir?, Sürekli Onay Arama İhtiyacı Nedir? ve Terk Edilme Korkusu Neden Oluşur? başlıklı yazılarda ele alınan ilişki dinamikleriyle de bağlantılı olabilir.
Neler Yapılabilir?
Belirsizlikten tamamen kurtulmak mümkün değildir. Hayatın önemli bir kısmı, sonucunu önceden bilemeyeceğimiz durumlarla doludur.
Bu nedenle amaç, yaşamınızdaki tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmak değil; belirsizlik karşısında zihninizin verdiği otomatik tepkileri fark etmeye başlamaktır.
Şunları deneyebilirsiniz:
Kendinize "Şu anda gerçekten bir sorun mu var, yoksa yalnızca cevabını bilmediğim bir durumla mı karşı karşıyayım?" diye sorun.
Belirsizlik karşısında yaptığınız kontrol davranışlarını fark etmeye çalışın.
Sürekli araştırma yapma, başkalarından güvence alma veya aynı konuyu tekrar tekrar düşünme ihtiyacınızın ne zaman arttığını gözlemleyin.
Her belirsizliğin hemen çözülmesi gerekmediğini kendinize hatırlatın.
Küçük belirsizliklerle kalabilmeyi adım adım deneyin.
Belirsizlik karşısında huzursuz hissetmeniz, mutlaka kötü bir şey olacağı anlamına gelmez.
Bazen yalnızca zihniniz, kesin bir cevabı olmadığı için sizi rahatsız ediyor olabilir.
Terapi Bu Konuda Nasıl Yardımcı Olabilir?
Terapi sürecinde yalnızca belirsizlik karşısında hissedilen kaygı değil, bu kaygıyı sürdüren düşünce kalıpları ve davranış örüntüleri de ele alınabilir.
Klinik görüşmelerde dikkatimi çeken noktalardan biri, birçok kişinin aslında belirsizlikten çok, belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışmaktan yorulmuş olmasıdır.
Sürekli düşünmek, araştırmak, kontrol etmek veya güvence almak kısa süreli rahatlama sağlasa da zamanla zihnin belirsizliğe daha da hassas hâle gelmesine neden olabilir.
Terapi sürecinde kişi zamanla bu döngüyü fark etmeye başlayabilir. Zihninin neden sürekli kesinlik aradığını, hangi durumlarda kaygısının arttığını ve bunu azaltmak için geliştirdiği davranışların uzun vadede nasıl bir etki yarattığını anlayabilir. Birçok kişi terapi sürecinde ilk kez belirsizliğin ortadan kalkmasını beklemeden de kaygısının azalabileceğini deneyimlemeye başlar.
Amaç, belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak değildir. Amaç, belirsizlikle karşılaşıldığında zihnin ürettiği her düşünceye göre hareket etmek zorunda olmadığını fark edebilmek ve zamanla belirsizlikle daha esnek bir ilişki kurabilmektir.
Sonuç
Belirsizlik yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak belirsizliğe tahammül etmekte zorlandığınızda zihniniz sürekli bir cevap bulmaya, kesinlik aramaya ve sizi rahatlatacak bir işaret yakalamaya çalışabilir.
İlk bakışta bu çaba sizi koruyormuş gibi görünse de uzun vadede kaygının sürmesine neden olabilir. Çünkü her belirsizlik çözüldüğünde, zihniniz bu kez çözmesi gereken yeni bir belirsizlik bulabilir. Belki de iyileşme, yaşamınızdaki tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmakla değil; belirsizlik varken de yaşamaya devam edebileceğinizi deneyimlemekle başlar.
Eğer belirsizlik karşısında yoğun kaygı yaşadığınızı, sürekli düşünmekten yorulduğunuzu veya kesin cevaplar bulamadığınızda günlük yaşamınızın olumsuz etkilendiğini fark ediyorsanız, terapi süreci bu döngüyü anlamanıza, belirsizlikle daha sağlıklı bir ilişki kurmanıza ve yaşamınızı yalnızca kesinlik arayışı üzerine inşa etmek zorunda olmadığınızı deneyimlemenize yardımcı olabilir.
Bu yazı Klinik Psikolog Özge Yeşilova tarafından hazırlanmıştır. Kaygı bozuklukları, ilişki sorunları, travma ve duygusal zorluklar alanında bireysel psikoterapi ve online terapi hizmeti sunmaktadır.



Yorumlar