top of page

Kendini Başkalarıyla Kıyaslama: Neden Yapıyoruz ve Nasıl Azaltabiliriz?


Kendini başkalarıyla kıyaslama davranışını temsil eden çalışma ortamı görseli.


Sosyal medyada gezinirken, iş yerinde bir arkadaşınızın başarısını duyduğunuzda ya da çevrenizdeki insanların hayatlarına baktığınızda kendinizi yetersiz hissettiğiniz oluyor mu?


Belki de bir başkasının kariyerini, ilişkisini, görünüşünü ya da özgüvenini kendinizle kıyaslıyor ve farkında olmadan kendi eksiklerinize odaklanıyorsunuz. Bir süre sonra bu kıyaslamalar yalnızca moralinizi bozmakla kalmayıp kendinize olan güveninizi de etkileyebilir.


Danışanlarda sık karşılaştığım durumlardan biri, kişinin aslında hayatında iyi giden pek çok şey olmasına rağmen gözünün sürekli başkalarının hayatına kaymasıdır. Kendi ilerlemesini görmek yerine başkasının ulaştığı noktaya odaklanan kişi zamanla kendisini yetersiz hissetmeye başlayabilir.


Kendini başkalarıyla kıyaslamak zaman zaman herkesin yaşadığı bir durumdur. Ancak bu durum sıklaştığında ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi olumsuz etkilemeye başladığında daha yakından bakılması gereken bir konu haline gelebilir.


Kendini Başkalarıyla Kıyaslama Neden Olur?


İnsan zihni kendisini ve bulunduğu yeri anlamlandırabilmek için karşılaştırmalar yapma eğilimindedir. Bu nedenle kıyaslama davranışı tamamen anormal değildir.


Ancak sorun, kişinin sürekli olarak kendisini başkalarının en güçlü yönleriyle karşılaştırmaya başlamasıyla ortaya çıkar.


Danışanlarda sık gördüğüm durumlardan biri, kişinin kendisini herkesin en başarılı, en mutlu veya en güçlü tarafıyla kıyaslamasıdır. Bir başkasının başarılarını görürken o kişinin yaşadığı zorlukları, kaygıları veya mücadeleleri fark etmek çoğu zaman mümkün olmaz. Böylece kişi kendi hayatının tamamını, başkasının ise yalnızca en iyi görünen kısmını karşılaştırmaya başlar.


Kendini Başkalarıyla Kıyaslayan Kişilerde Neler Görülür?


Sürekli kıyaslama yapan kişilerde şu düşünceler sık görülebilir:


•⁠ ⁠“Benim yaşımda herkes benden daha ileride.”

•⁠ ⁠“Herkes benden daha başarılı.”

•⁠ ⁠“Neden ben onlar gibi olamıyorum?”

•⁠ ⁠“Bende eksik olan bir şey var.”

•⁠ ⁠“Ben yeterince iyi değilim.”


Bu düşünceler zamanla kişinin kendisini yetersiz, başarısız veya değersiz hissetmesine neden olabilir.


Kendini Sürekli Başkalarıyla Kıyaslamak Çocuklukla İlişkili Olabilir Mi?


Çocukluk deneyimleri kişinin kendisini nasıl değerlendirdiğini ve kendi değerini neye göre belirlediğini etkileyebilir. Elbette her kıyaslama davranışının nedeni çocukluk değildir. Ancak bazı deneyimler kişinin kendisini başkalarıyla karşılaştırmaya daha yatkın hale getirebilir.


Örneğin;


•⁠ ⁠Sürekli kardeşlerle veya akranlarla karşılaştırılmak,

•⁠ ⁠Başarıların yeterince görülmemesi,

•⁠ ⁠Sevgi ve kabulün başarıya bağlı hissedilmesi,

•⁠ ⁠Sık eleştirilmek,

•⁠ ⁠Yüksek beklentilerin olduğu bir ortamda büyümek,

•⁠ ⁠Hata yapmanın hoş karşılanmadığı bir aile ortamında yetişmek,


kişinin zamanla kendi değerini dış ölçütler üzerinden değerlendirmesine neden olabilir.


Danışanlarda zaman zaman karşılaştığım bir durum, kişinin çocukluğunda sık duyduğu “Bak kardeşin ne kadar başarılı”, “Arkadaşın bunu yapabiliyor”, “Biraz daha çalışırsan daha iyi olursun” gibi cümleleri yıllar sonra bile içselleştirmiş olmasıdır. Bu durumda kişi yetişkinlikte de kendisini sürekli başkalarının performansına göre değerlendirebilir.


Bazı kişiler ise çocukluklarında doğrudan kıyaslanmamış olsalar bile, değer görmek için başarılı olmak gerektiğini öğrenmiş olabilirler. Bu durumda kişi yalnızca iyi olmakla yetinemez; sürekli daha başarılı, daha üretken veya daha yeterli olmaya çalışır. Ancak ulaştığı her hedef kısa süre sonra anlamını yitirir ve yerini yeni bir kıyaslamaya bırakır.


Sosyal Medyanın Etkisi


Sosyal medya kıyaslama eğilimini artırabilen önemli faktörlerden biridir.


Çünkü insanlar genellikle hayatlarının en mutlu, en başarılı veya en dikkat çekici anlarını paylaşırlar. Ancak bu paylaşımlar çoğu zaman yaşanan tüm gerçekliği yansıtmaz.


Klinik olarak karşılaştığım örneklerde birçok kişi sosyal medyada geçirdiği zaman arttıkça kendisini daha yetersiz hissettiğini fark etmektedir. Bunun nedeni çoğu zaman kendi günlük yaşamını, başkalarının özenle seçilmiş anlarıyla karşılaştırmasıdır.


Sürekli Kıyaslama Öz Güveni Nasıl Etkiler?


Kıyaslama alışkanlığı kişinin güçlü yönlerini görmesini zorlaştırabilir.


Sürekli olarak eksiklere odaklanan kişi zamanla kendi başarılarını küçümsemeye başlayabilir. Bu durum da Öz Güven Eksikliği Nedir? başlıklı yazıda ele aldığım yetersizlik hissini güçlendirebilir.


Bazı kişiler ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar kendilerini yeterli hissetmezler. Çünkü ulaştıkları noktayı görmek yerine ulaşamadıkları noktaya odaklanırlar.


Mükemmeliyetçilik ve Kıyaslama Arasındaki İlişki


Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslayan kişilerde Mükemmeliyetçilik eğilimleri de sık görülebilir.


Kişi yalnızca iyi olmak istemez; en iyi olmak ister. Bu nedenle yaptığı şeyler yeterince iyi olsa bile zihni sürekli daha fazlasını arar.


Danışanlarda sık gördüğüm noktalardan biri de şudur: Hedefe ulaşmak kişiyi kısa süreli rahatlatır ancak çok geçmeden yeni bir kıyaslama nesnesi bulunur. Böylece kişi hiçbir zaman gerçekten yeterli hissetmez.


Sürekli Onay Arama ile Bağlantısı


Bazı kişiler için kıyaslama yalnızca başarıyla ilgili değildir. Kişi kendi değerini başkalarının düşünceleri üzerinden değerlendirmeye başlayabilir.


Bu durumda kişi sık sık başkalarının onayına ihtiyaç duyabilir, eleştirilmekten yoğun şekilde korkabilir veya sürekli kabul görmek isteyebilir. Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz Sürekli Onay Arama İhtiyacı Nedir? başlıklı yazımı da inceleyebilirsiniz.


Kendini Başkalarıyla Kıyaslamayı Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?


•⁠ ⁠Kendinizi kıyasladığınız anları fark etmeye çalışın.

•⁠ ⁠Başkalarının görünen hayatlarıyla kendi hayatınızın tamamını karşılaştırdığınızı hatırlayın.

•⁠ ⁠Güçlü yönlerinizi ve başarılarınızı not edin.

•⁠ ⁠Sosyal medya kullanımınızı gözden geçirin.

•⁠ ⁠Kendi ilerlemenizi geçmişteki kendinizle karşılaştırmaya çalışın.


Amaç kendinizi hiç kıyaslamamak değil, bu kıyaslamaların yaşamınızı ve benlik algınızı yönetmesine izin vermemektir.


Danışanlarda sık gördüğüm noktalardan biri, kıyaslamanın ilk bakışta başarıyla ilgili görünmesine rağmen aslında çoğu zaman öz değerle ilgili olmasıdır. Kişi yalnızca daha başarılı olmak istemez; yeterli, değerli ve kabul edilen biri olduğunu hissetmek ister. Bu nedenle kıyaslama davranışıyla çalışırken yalnızca davranışın kendisine değil, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiye de bakmak önemlidir.


Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?


Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyaslıyor, bu nedenle yoğun yetersizlik hissediyor, öz güveninizin belirgin şekilde etkilendiğini fark ediyor veya yaşam kalitenizin düştüğünü hissediyorsanız profesyonel destek almak faydalı olabilir.


Özellikle kıyaslama davranışı ilişkilerinizi, iş yaşamınızı veya kendinizle kurduğunuz ilişkiyi olumsuz etkilemeye başladıysa bu durumun altında yatan düşünce kalıplarını anlamak önemli olabilir.


Sonuç


Kendini başkalarıyla kıyaslamak insani bir eğilimdir. Ancak kişi sürekli olarak kendisini başkalarının en güçlü yönleriyle karşılaştırdığında bu durum zamanla yetersizlik, değersizlik ve öz güven sorunlarına yol açabilir.


Çoğu zaman sorun gerçekten yetersiz olmak değil, kişinin kendisine baktığı mercektir. Bu nedenle kıyaslama alışkanlığını fark etmek ve daha dengeli bir bakış açısı geliştirmek, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi güçlendirebilir.


Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyasladığınızı fark ediyor ve bunun öz güveninizi, ilişkilerinizi ya da yaşam kalitenizi etkilediğini düşünüyorsanız, terapi süreci bu döngünün altında yatan nedenleri anlamanıza ve kendinizle daha sağlıklı bir ilişki kurmanıza yardımcı olabilir.


Bu yazı Klinik Psikolog Özge Yeşilova tarafından hazırlanmıştır. Kaygı bozuklukları, ilişki sorunları, travma ve duygusal zorluklar alanında bireysel psikoterapi ve online terapi hizmeti sunmaktadır.




 
 
 

Yorumlar


bottom of page