top of page

İlişkide Değersiz Hissetmek: Neden Böyle Hissediyorum?


İlişkide değersiz hisseden kişinin yalnızlık ve duygusal uzaklık hissini temsil eden görsel

Partneriniz sizi sevdiğini söylese bile kendinizi yeterince değerli hissetmiyor musunuz?

Onun davranışlarını sık sık "Beni artık önemsemiyor.", "Benimle olmak istemiyor." ya da "Ben yeterince iyi değilim." şeklinde yorumladığınız oluyor mu?


Belki de ilişkinizde sizi en çok zorlayan şey yalnızca partnerinizin davranışları değil, bu davranışların sizde uyandırdığı değersizlik hissidir.


İlişkide değersiz hissetmek birçok kişinin yaşadığı ancak nedenini anlamakta zorlandığı bir deneyimdir. Bu his çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Kişi zamanla kendisini geri plana atmaya, ihtiyaçlarını ikinci plana koymaya ve yeterince değerli olmadığına inanmaya başlayabilir. Hatta bunun ne zaman başladığını fark etmek bile kolay olmayabilir.


Ancak ilişkide değersiz hissetmek her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Klinik görüşmelerde dikkatimi çeken noktalardan biri, bu duyguyu yaşayan kişilerin aynı süreçlerden geçmiyor olmasıdır. Bazı kişiler gerçekten küçümsendikleri, sürekli eleştirildikleri, ihtiyaçlarının görmezden gelindiği veya duygusal olarak ihmal edildikleri ilişkilerde kendilerini değersiz hissetmeye başlayabilir.

Bazı kişiler ise partnerlerinden sevgi görmelerine rağmen yine de kendilerini yeterince değerli hissedemediklerini anlatırlar. Çünkü yaşadıkları birçok olayı farkında olmadan kendi değerlerinin bir göstergesi gibi yorumlayabilirler.


Bazı ilişkilerde ise bu iki durum bir arada bulunabilir. Kişinin geçmiş yaşantılarından gelen değersizlik inançları ile ilişkinin sağlıksız dinamikleri birbirini besleyerek bu hissi daha da güçlendirebilir.


Bu nedenle ilişkide değersiz hissetmek, her zaman yalnızca kişinin geçmişiyle ya da yalnızca partnerinin davranışlarıyla açıklanabilecek bir durum değildir. Bu hissin nasıl ortaya çıktığını anlamak için hem kişinin kendi iç dünyasına hem de ilişkinin dinamiklerine birlikte bakmak gerekir.

Peki ilişkide değersiz hissetmek neden ortaya çıkar ve bu his her zaman ilişkinin gerçekten kötü olduğu anlamına gelir mi?


İlişkide Değersiz Hissetmek Ne Anlama Gelir?


İlişkide değersiz hissetmek, kişinin ilişki içinde kendisini yeterince önemli, sevilen, görülmüş ya da değer verilen biri gibi hissedememesiyle ilişkilidir. Bu his bazen gerçekten ilişki içinde maruz kalınan davranışlardan kaynaklanabilir. Bazen ise kişinin geçmiş yaşantıları nedeniyle geliştirdiği inançlar, partnerinin davranışlarını olduğundan daha olumsuz yorumlamasına neden olabilir. Aynı davranış iki kişide tamamen farklı anlamlar taşıyabilir.


Örneğin partnerin yoğun bir gün nedeniyle birkaç saat mesaj yazmaması bir kişi için olağan bir durumken, başka biri bunu "Demek ki benimle konuşmak istemiyor.", "Ben onun için yeterince önemli değilim." ya da "Benden sıkıldı." şeklinde yorumlayabilir.


Bunun tam tersi de mümkündür. Gerçekten sürekli eleştirilen, küçümsenen, fikirleri önemsenmeyen veya duygusal ihtiyaçları karşılanmayan bir kişi zamanla kendisini değersiz hissetmeye başlayabilir.


Bu noktada önemli olan şudur:

Sorun her zaman partnerin davranışı değildir. Aynı şekilde, sorun her zaman yalnızca kişinin geçmiş yaşantıları da değildir.


Klinik Görüşmelerde Nasıl Görülür?


Sık karşılaştığım durumlardan biri, ilişkide değersizlik hissinin her danışanda farklı dinamiklerle ortaya çıkmasıdır. Dışarıdan benzer görünen bu duygu, aslında birbirinden oldukça farklı nedenlerden beslenebilir.


Bazı danışanlar, partnerleri tarafından sık sık eleştirildiklerini, düşüncelerinin önemsenmediğini ya da duygusal ihtiyaçlarının sürekli geri planda kaldığını anlatırlar. Zaman içinde yaşadıkları kırgınlık yalnızca belirli olaylarla sınırlı kalmaz; kişi kendisini gerçekten daha az değerli hissetmeye başlayabilir. Bu durumda değersizlik hissi, ilişkinin sağlıksız dinamikleriyle doğrudan ilişkili olabilir.


Bazı danışanlar ise partnerlerinden ilgi ve sevgi gördüklerini bilmelerine rağmen, yaşanan küçük olayları farkında olmadan kendi değerlerinin bir göstergesi gibi yorumladıklarını anlatırlar. Örneğin partnerinin yoğun olduğu için geç cevap vermesi, önemli bir konuda fikrini almaması ya da yaptığı bir çabayı fark etmemesi gibi durumlar, zamanla "Demek ki benim düşüncelerim o kadar önemli değil.", "Ben yeterince değer verilmeye layık biri değilim." ya da "Benim ihtiyaçlarım zaten ikinci planda." şeklinde anlamlandırılabilir. Burada kişiyi zorlayan yalnızca yaşanan olay değildir; yaşanan olayın kendi değeri hakkında ne söylediğine inanmasıdır.


Bazı ilişkilerde ise bu iki süreç birbirini aynı anda besleyebilir. Kişi geçmiş yaşantılarından getirdiği değersizlik inançları nedeniyle ilişki içinde daha hassas hissedebilir. Eğer partner de zaman zaman eleştirel, küçümseyici ya da duygusal olarak ulaşılması zor bir tutum sergiliyorsa, bu durum kişinin zaten var olan değersizlik hissini daha da güçlendirebilir.


Ortak nokta ise şudur: İlişkide hissedilen değersizlik her zaman tek bir nedenden kaynaklanmaz.

Bazen kişi gerçekten incitici ve değersizleştirici davranışlara maruz kalıyordur. Bazen yaşanan olaylar, kişinin geçmişten getirdiği inançları harekete geçiriyordur. Bazı durumlarda ise bu iki süreç birbirini karşılıklı olarak besleyebilir.


Bu nedenle ilişkide değersizlik hissini anlamaya çalışırken yalnızca partnerin davranışlarına ya da yalnızca kişinin geçmiş yaşantılarına odaklanmak yeterli olmayabilir. Asıl önemli olan, bu hissin hangi ilişki dinamikleri içinde ortaya çıktığını ve kişinin geçmiş yaşantılarıyla nasıl etkileşime girdiğini birlikte değerlendirebilmektir. Çünkü ancak o zaman, değersizlik hissini besleyen döngünün gerçekten nereden kaynaklandığını anlamak mümkün olur.


İlişkide Değersiz Hissetmek Neden Oluşur?


Bu hissin tek bir nedeni yoktur. Bazen ilişkinin yapısı bu duyguyu besleyebilir, bazen de kişinin kendisiyle ilgili uzun yıllar içinde geliştirdiği inançlar ön plana çıkabilir.


Dikkat çeken örüntülerden biri ise, ilişki içinde yaşanan her olayın kişide yeni bir değersizlik hissi oluşturmamasıdır. Çoğu zaman yaşanan olaylar, kişinin zaten kendisiyle ilgili taşıdığı bazı inançları görünür hâle getirir.


Partnerin davranışları zamanla yalnızca yaşanan bir olay olmaktan çıkabilir. Kişi bunları farkında olmadan kendisiyle ilgili bir mesaj gibi algılamaya başlayabilir. Böylece yaşanan olayın kendisinden çok, ona yüklenen anlam ön plana çıkar. Zamanla "Ben yeterince değerli değilim.", "Benim ihtiyaçlarım önemli değil." ya da "Sevilmek için daha fazla çaba göstermeliyim." gibi düşünceler güçlenebilir.


Kendisini yeterince değerli, sevilmeye layık ya da önemli biri olarak görmeyen kişi, ilişki içinde yaşadığı birçok olayı da bu bakış açısıyla değerlendirmeye başlayabilir. Bir süre sonra zihin, değersizlik hissini doğruladığını düşündüğü anlara daha fazla odaklanmaya başlayabilir. Partnerinin gösterdiği ilgi ve sevgiyi sıradanlaştırırken, yaşadığı bir hayal kırıklığı ya da küçük bir kırgınlık uzun süre zihnini meşgul edebilir. Böylece değersizlik hissi zamanla kendini besleyen bir döngüye dönüşebilir.


Elbette bu durum, kişinin hissettiği her değersizlik duygusunun yalnızca kendi iç dünyasından kaynaklandığı anlamına gelmez. Gerçekten eleştirel, küçümseyici ya da duygusal olarak ihmal edici ilişki dinamikleri de bu hissin oluşmasına veya derinleşmesine neden olabilir.

Bu nedenle ilişkide değersizlik hissini anlamaya çalışırken hem kişinin kendisiyle ilgili geliştirdiği inançlara hem de ilişkinin dinamiklerine birlikte bakabilmek önemlidir.


Geçmiş Yaşantılarla İlişkili Olabilir Mi?


İlişkide değersiz hissetmek her zaman çocukluk deneyimlerinden kaynaklanmaz. Ancak kişinin zaman içinde kendisiyle ilgili geliştirdiği bazı düşünce ve inanışlar, geçmiş yaşantılarından etkilenmiş olabilir.


Örneğin çocukluk yıllarında sık sık eleştirilen, yalnızca başarılı olduğunda takdir gören, duyguları yeterince fark edilmeyen ya da ihtiyaçlarını dile getirdiğinde karşılık bulamayan bir çocuk, zamanla kendi değeriyle ilgili bazı olumsuz düşünceler geliştirebilir.

Bazı kişiler ise sevgiyi ve kabul görmeyi, olduğu gibi var olmak yerine sürekli çaba göstermekle ilişkilendirmiş olabilir. Zamanla "Değer görmek için daha fazlasını yapmalıyım.", "Hata yaparsam sevilmem." ya da "Kendi ihtiyaçlarımı geri plana atmalıyım." gibi düşünceler fark edilmeden içselleşebilir.


Bu düşünce ve inanışlar günlük yaşamda her zaman fark edilmeyebilir. Ancak kişi yakın bir ilişki kurduğunda, görülme, önemsenme ve kabul edilme ihtiyacı daha görünür hâle gelebilir. Böylece geçmişten gelen bu bakış açısı, ilişki içinde yaşanan bazı olaylarla yeniden tetiklenebilir.

Elbette bu deneyimleri yaşayan herkes ilişkilerinde değersizlik hissedecek diye bir kural yoktur. Aynı şekilde, geçmişinde bu tür yaşantılar olmayan kişiler de sağlıksız ilişki dinamikleri nedeniyle zamanla kendilerini değersiz hissetmeye başlayabilir.


Bu nedenle bu hissi anlamaya çalışırken tek bir açıklama aramak yerine, hem kişinin yaşam öyküsüne hem de ilişki içinde yaşanan süreçlere birlikte bakabilmek önemlidir.


Günlük Hayatta Nasıl Görünebilir?


İlişkide değersiz hissetmek yalnızca kişinin ne düşündüğünü değil, ilişki içinde nasıl davrandığını da etkileyebilir.


Zamanla görülebilen değişimlerden biri, kişinin kendi ihtiyaçlarından çok partnerinin ihtiyaçlarına odaklanmaya başlamasıdır. Bazı kişiler partnerini üzmemek için kendi isteklerinden vazgeçebilir, rahatsız olduğu davranışları dile getirmeyebilir ya da yalnızca "sorun çıkaran kişi" olarak görülmemek için sessiz kalmayı tercih edebilir. Çünkü zamanla kendi ihtiyaçlarını geri planda tutmanın, ilişkinin sürmesi için gerekli olduğuna inanmaya başlayabilir.


Bazı kişiler ise partnerlerini hayal kırıklığına uğrattıklarını düşündüklerinde, bunun ilişki içinde yaşanan sıradan bir anlaşmazlık olabileceğini değerlendirmek yerine, bunu kendi değerleriyle ilişkilendirebilirler. Tartışmaların ardından ilk düşündükleri şey çoğu zaman "Ben neyi yanlış yaptım?" ya da "Yeterince iyi biri olsaydım bunlar yaşanmazdı." olabilir. Böylece kişi, yaşanan durumu değerlendirmekten çok, kendisinde eksik olan bir şey aramaya başlayabilir.


Zamanla kişi, kendisini ilişkinin eşit bir parçası gibi hissetmek yerine, sevildiğini hissedebilmek için sürekli daha fazla çabalaması gerektiğine inanabilir.


Bu örüntüler bazı kişilerde Hayır Diyememek, Sürekli Onay Arama İhtiyacı, Overthinking (Sürekli Düşünmek) ve Kendini Sürekli Başkalarıyla Kıyaslamak başlıklı yazılarımda ele aldığım davranış örüntüleriyle birlikte görülebilir.


İlişkiyi Nasıl Etkileyebilir?


Değersizlik hissi zamanla yalnızca kişinin kendisiyle ilgili düşüncelerini değil, ilişkinin dengesini de etkileyebilir.


Kendisini yeterince değerli hissetmeyen kişi, ilişki içinde eşit hissetmek yerine sevgiyi hak etmeye çalışan biri gibi davranmaya başlayabilir. Daha anlayışlı olması, daha fazla fedakârlık yapması ya da ilişkiyi ayakta tutan tarafın kendisi olması gerektiğine inanabilir.


Ancak dikkat çeken nokta şudur: Ne kadar çabalarsa çabalasın, hissettiği değersizlik çoğu zaman tamamen ortadan kalkmaz. Çünkü sorun yalnızca partnerin davranışları değil, kişinin kendisini nasıl gördüğüyle de ilişkilidir. Zamanla ilişki, kişinin kendisini güvende ve değerli hissettiği bir alan olmaktan çıkıp, değerini kanıtlamaya çalıştığı bir alana dönüşebilir.


Bir süre sonra kişi, "Ben bu ilişkide gerçekten değer gördüğüm için mi kalıyorum, yoksa değer görebilmek için mi sürekli çabalıyorum?" sorusunu kendisine sormakta zorlanabilir. Bu döngü hem kişinin duygusal olarak tükenmesine hem de ilişkinin doğal dengesinin zamanla bozulmasına neden olabilir.


Bu örüntü bazı kişilerde Kaygılı Bağlanma Nedir?, Terk Edilme Korkusu Neden Oluşur? ve Sürekli Onay Arama İhtiyacı Nedir? başlıklı yazılarımda ele aldığım ilişki örüntüleriyle de bağlantılı olabilir.


Neler Yapılabilir?


İlişkide yaşadığınız her hayal kırıklığı, kendinizle ilgili vardığınız sonucun doğru olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle yaşanan olay ile o olaydan kendiniz hakkında çıkardığınız sonucu birbirinden ayırmaya çalışabilirsiniz.


Kendinize şu soruları sormak faydalı olabilir:

  • Yaşadığım olay gerçekten benim değerimi mi gösteriyor?

  • Partnerimin davranışını yorumlarken kendimle ilgili hangi sonuca varıyorum?

  • Bugün kendimle ilgili vardığım sonuca, sevdiğim bir insan için de varır mıydım?

  • İlişkide kendi ihtiyaçlarıma ne kadar yer verebiliyorum?


Amaç yaşadığınız duyguları görmezden gelmek değildir. Amaç, her yaşanan olayı kendi değerinizin bir kanıtı olarak yorumlamak zorunda olmadığınızı ve kendi değerinizi yalnızca ilişkinizde yaşadığınız olaylar üzerinden tanımlamak zorunda olmadığınızı fark etmeye başlamaktır.


Terapi Bu Konuda Nasıl Yardımcı Olabilir?


Terapi sürecinde yalnızca ilişkide yaşanan sorunlar değil, bu sorunların neden bu kadar yoğun bir değersizlik hissi uyandırdığı da ele alınabilir.


Birçok kişi terapi sürecinde, kendisiyle ilgili uzun zamandır taşıdığı bazı inançların ilişki içinde nasıl yeniden harekete geçtiğini fark etmeye başlar. Bu farkındalık, değersizlik hissini besleyen döngüyü anlamanın önemli adımlarından biridir.


Zamanla kişi, kendisiyle ilgili geliştirdiği düşünceleri yeniden değerlendirmeyi, kendi ihtiyaçlarını fark etmeyi ve ilişki içinde kendisine de yer açabilmeyi öğrenebilir.


Amaç kişiye yalnızca "Değerlisin." demek değildir. Amaç, kişinin kendi değerini yalnızca ilişki içinde yaşadığı olaylar üzerinden tanımlamak zorunda olmadığını fark etmesine ve kendisiyle daha dengeli bir ilişki kurmasına yardımcı olmaktır.


Sonuç


İlişkide değersiz hissetmek, her zaman ilişkinin kötü olduğu ya da sorunun yalnızca kişiden kaynaklandığı anlamına gelmez.


Bazen ilişki dinamikleri bu hissi besleyebilir, bazen de kişi uzun yıllardır kendisiyle ilgili taşıdığı düşünceler nedeniyle yaşanan olayları kendi değeri üzerinden yorumlayabilir. Çoğu zaman ise bu iki süreç birbirini karşılıklı olarak etkiler.


İlişkide yaşadığınız her olay, sizin ne kadar değerli olduğunuzu göstermez. Bazen asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, partnerimizin bize nasıl davrandığını anlamaya çalışmaktan önce, uzun zamandır kendimize hangi gözle baktığımızı fark edebilmektir. Çünkü ilişki içinde yaşadığınız her duygu, her zaman ilişkinin gerçeğini yansıtmaz. Bazen bu duygular, uzun yıllardır kendinizle ilgili taşıdığınız inançların da bir yansıması olabilir.


Eğer uzun zamandır yaşadığınız birçok olayı kendi değerinizin bir göstergesi gibi yorumluyor, kendinizi ilişkiniz üzerinden değerlendirmeye başladıysanız, terapi süreci bu değersizlik hissinin nereden beslendiğini anlamanıza, kendinizle kurduğunuz ilişkiyi güçlendirmenize ve kendi değerinizi yalnızca başkalarının size nasıl davrandığı üzerinden tanımlamak zorunda olmadığınızı fark etmenize yardımcı olabilir.


Bu yazı Klinik Psikolog Özge Yeşilova tarafından hazırlanmıştır. Kaygı bozuklukları, ilişki sorunları, travma ve duygusal zorluklar alanında bireysel psikoterapi ve online terapi hizmeti sunmaktadır.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page